Temel, arkadaşı Dursun'a sormuş: "Ula Dursun, sempatik ne demektur?" Dursun, "Cana yakın, sevimli, hoş insana denir. Hayırdur, niye sordun?" demiş. Temel cevap vermiş: "Geçen gün adamun biri baa 'sen ne sempatik insansun' dedi. Ben da ne olur ne olmaz diye çektum vurdum oni!"
Türkiye'de son yıllarda insanlar o kadar duyarlı oldular ki, kendisine aptal veya saygısız diyenleri neredeyse öldürecekler. Hâlbuki yurdumuzda babalar çocuklarına, arkadaşlar birbirlerine, TBMM'de milletvekilleri birbirlerine daha fazla hakaret içeren sözler söylese de hukuk bu durumu cezalandırmıyor ve çok defa çözümü arabuluculuk yapmakta buluyor. Buna rağmen insanlar, inanılır hiçbir gerekçe göstermeden başka bir insanın ifadesine bakılarak senelerce hapishanelerde tutuluyor; işinden, ailesinden uzaklaştırılıyor.
Anlamadığım şey ise, eğer bu işlemler söylendiği gibi kanunlara uyularak yapılıyorsa, bütün hukuk bilim adamlarının hayretle izlediği bu durum nasıl olup da meclis komisyonlarından geçebiliyor? Genel kurul oyları ile kanunlaşıyor ve kabul edilebiliyor?
Ayrıca bir hâkim nasıl olup da suçlu olduğuna henüz karar verilmemiş bir insanın, savcının yönelttiği suça karşı savunmasını yeterince yapmasını engelleyebiliyor? Ben bir hukukçu değilim ancak 62 yıl devlet hizmetinde, yurt içinde ve yurt dışında hekimlik yapmış bir insan olarak soruyorum: Türkiye'de mevcut hukuk bilim adamları, "kimden ve neden korkarak bu durumun sağlıksız bir işlem olduğunu" haykıramıyor?
Hukuk en basitinden insan haklarını, insanların birbiriyle ve devletle ilişkilerini zarar vermeden düzenlemek için değil midir? O halde artık bu işi bilenler bir araya gelerek halka bu durumu anlatmak zorunda olduğunu hissetmiyor mu? Ülke gerçekleri karşısında ülkenin akademisyenleri hakkı ve hukuku korumakla görevlidir. Ülke adaletinden sorumlu akademisyenler susmamalı.
Dr. Metin Tulga