Kıymetli okurlarım,

Son yıllarda tüm dünyayı derinden sarsan koronavirüs pandemisinin ardından, haklı olarak kamuoyunda yeni virüs haberlerine karşı ciddi bir hassasiyet oluştu. Son günlerde uluslararası basında ve çeşitli haber bültenlerinde sıkça duyduğumuz "Hantavirüs" vakaları, özellikle bir yolcu gemisinde yaşanan şüpheli ölümlerin ardından hepimizin aklına o korkutucu soruyu getirdi: "Acaba yeni bir pandemiyle mi karşı karşıyayız?"

Yıllarını insan sağlığına ve tıbba adamış bir hekim olarak, elde ettiğimiz güncel verileri ve bilimsel gerçekleri süzgeçten geçirerek bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Peşinen söylemeliyim ki; hayır, yeni bir COVID-19 senaryosuyla karşı karşıya değiliz.

Gemi Vakası ve Pandemi İhtimali

Geçtiğimiz günlerde bir yolcu gemisinde yaşanan ve panik yaratan ölümlerin ardından Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) oldukça net bir açıklama yaptı: Bu olay kesinlikle yeni bir virüs pandemisi veya COVID-19 benzeri bir vaka değildir. Alman uzmanların ve uluslararası otoritelerin ortak görüşü, Hantavirüs'ün bulaşıcılık açısından SARS-CoV-2 veya mevsimsel griplerle kıyaslanamayacak kadar zayıf olduğu yönündedir.

Bu virüsün insandan insana bulaşma ihtimali oldukça düşüktür. Öyle ki, çok sıkı temasta dahi virüsün kuluçka süresinin 6 haftayı bulabildiği bildirilmektedir. Bahsi geçen gemi olayında da Hollandalı yaşlı bir çift ile bir Alman kadın olmak üzere yalnızca üç can kaybı yaşanmış; gemideki diğer yolcularda ve personelde hiçbir hastalık semptomuna rastlanmamıştır. Sağlıklı yolcular, ülkelerinin yetkili mercilerinden gerekli izinleri alarak güvenle evlerine dönmüşlerdir. Dolayısıyla ortada küresel bir salgın paniği yaratacak bir tablo bulunmamaktadır.

Hantavirüs Nedir, Nasıl Bulaşır?

T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün de kamuoyunu bilgilendirdiği üzere, Hantavirüsler Bunyavirales takımı içindeki Hantaviridae ailesinin Orthohantavirus cinsine mensup, zoonotik (hayvandan insana geçen) virüslerdir. Hastalığın temel taşıyıcısı kemirgenlerdir.

Virüs, dünya genelinde iki farklı klinik tabloyla karşımıza çıkar: Asya ve Avrupa kıtalarında genellikle "Böbrek Sendromlu Kanamalı Ateş", Amerika kıtasında ise "Hantavirüs Akciğer (Pulmoner) Sendromu" görülür. Virüsün alt türleri coğrafyaya göre değişiklik gösterir; doğu Asya'da Hantaan, batı Avrupa ve İskandinavya'da Puumala, Balkanlar'da Dobrava ve dünya genelinde Seoul virüsü yaygındır.

Ülkemize baktığımızda, Türkiye doğasında 66 farklı kemirgen türü bulunmasına rağmen bunların çok büyük bir kısmı Hantavirüs taşıyıcısı değildir. 2009 yılından bu yana ülkemizde tek tük de olsa böbrek sendromlu vakalar bildirilmiştir ve Sağlık Bakanlığımız bu illerde gerekli saha çalışmalarını titizlikle planlamaktadır.

Klinik Belirtiler Nelerdir?

Hastalık; aniden yükselen ateş, şiddetli baş ağrısı, aşırı susama hissi, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile kendini belli eder. Eğer bu tabloya, vücudun basınca maruz kalan deri bölgelerinde iğne başı büyüklüğünde kanamalar (peteşi) veya idrarda kan (hematüri) eşlik ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden tam teşekküllü bir hastaneye başvurulmalıdır.

Korunma Yolları ve Aşı Üzerine Gözlemlerim

Tıpta her virüsün veya bakterinin doğrudan kendisine yönelik spesifik bir aşısı bulunmayabilir. Ancak koronavirüs sürecinde de sıkça ifade ettiğim gibi, tıbbın ve insan bağışıklık sisteminin muazzam bir işleyişi vardır.

Geçmişte meslektaşlarımla yaptığımız araştırmalarda ve klinik gözlemlerimde çok net saptadığımız bir gerçek var: Farklı bakteri veya virüslere karşı düzenli aşılanmış (örneğin çocukluk çağı aşılarını tam olmuş) bireylerde, yeni karşılaşılan virüs hastalıkları çok daha hafif seyretmekte ve nadiren hayati tehlike yaratmaktadır. Çünkü aşılar sonucunda vücutta oluşan immünoglobulinler (antikorlar), hastalığın kanda dolaştığı safhada virüslerin hücre içine girmesini önlemede bariyer görevi üstlenir. Bu çapraz bağışıklık mantığıyla, özellikle yaşlılarımızın ve risk grubundaki hastalarımızın zatürre (pnömokok) ve mevsimsel grip aşılarını ihmal etmemeleri, genel bağışıklık zırhını güçlü tutmaları açısından son derece elzemdir.

Günlük Hayatta Alınması Gereken Önlemler:

Hijyen ve Temas: Hantavirüs temel olarak solunum yoluyla bulaşmasa bile, uzmanlar virüslerin vücut sıvıları (tükürük, sekret) aracılığıyla da taşınabileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle özellikle enfeksiyon riski taşıyan ortamlarda çocukları öpmek veya sosyal buluşmalarda yanak yanağa öpüşmek gibi alışkanlıklara ara verilmelidir.

Kemirgen Kontrolü: Hastalığın ana kaynağı kemirgenlerdir. Fare vb. vahşi kemirgenlerin evlere, depolara veya yaşam alanlarına girmesini engelleyecek yalıtım ve hijyen tedbirleri mutlak surette alınmalıdır. Doğadan yakalanan kemirgenler asla evcil hayvan olarak yaşam alanlarına sokulmamalıdır.

Acil Durum Sinyalleri: Eğer bir hastada grip benzeri belirtilerin yanı sıra ateş yükselirken aynı anda tansiyon tehlikeli (baygınlık yaratacak) seviyelere düşüyorsa ve derinin baskı altında kalan kısımlarında noktasal kanamalar/kızarıklıklar görülüyorsa, evde beklenmemeli ve derhal acil servise başvurulmalıdır.

Özetle; panik yapmak için hiçbir bilimsel gerekçemiz yok, ancak tedbiri ve kişisel hijyeni elden bırakmamak her zaman en iyi koruyucu hekimliktir.

Sağlıkla ve bilgiyle kalın.

Dr. Metin Tulga