Ülkemizde adaletsizlik, halkın çoğunluğu tarafından en önemli üç sorundan biri olarak belirtilmektedir. 
 

Hâlbuki bütün hukukçuların görev yaptığı adliye binalarında yer alan "Adalet mülkün temelidir" yazısı, konunun önemine ilk planda dikkat çekmektedir. Kur'an-ı Kerim'de adaletin önemi birçok ayetle açıkça vurgulanmıştır. Maide Suresi 8. ayette, "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adil olun, bu takvaya en yakın olandır," denilirken, Nisa Suresi 58. ayette, "Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder," buyrulur. Yine Nisa Suresi 135. ayet ve Bakara Suresi 188. ayette de adaletin titizlikle korunması ve haksız kazançtan uzak durulması gerektiği emredilir.

Onlarca Kur'an suresi adaletin Allah nezdindeki önemini bu kadar açıkça belirtirken; yüzlerce değerli bürokratın, hükümleri verilmeden bir senenin üstünde cezaevinde tutulmaları nasıl izah edilebilir? Adalet mefhumu sadece dinî değil, tarihî köklerimizde de esastır. "Türk Töresi", Türk hukuku ve nizamı demektir; her Türk'ün toplum içindeki yeri ve vazifeleri belirli kaidelerle tespit edilmiştir.

Türk devletlerinin teşkilatlanması hep bu töre esaslarına göre olmuş; eski Türklerde kanunsuz veya sadece hükümdarın şahsi iradesine bağlı bir yönetim şekli olmamıştır. Bumin Kağan'ın imparatorluğunu kurarken töreyi tanzim etmesi bunun en açık göstergesidir. Törenin temel kuralları; kağanın emirleri, kurultay kararları ve köklü geleneklerden oluşur. 1069'da Karahanlı Hükümdarı için yazılmış bir siyasetname olan Kutadgu Bilig'in yazarı Yusuf Has Hacib de adaletin devlet yönetimindeki yerini şöyle özetler: "Memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın. Halkı adil kanunlarla idare etmeli, kuvvetlinin zayıfı ezip hükmü altına almasına meydan vermemelisin." Doğu ve İslam devletlerinde olduğu gibi, devletin ve hukukun en üst kurumu olan Yüksek Divan'a her zaman büyük önem verilmiştir. Yönetenler bu satırları okuduktan sonra kendilerine şu soruyu sormalıdır: "Biz nerede hata ettik?"

Dr. Metin Tulga