Çocukluk yıllarımda yaşadığım Yozgat'ta dikkatimi çeken en önemli şey, şehrin kenarında bir tepe üzerinde bulunan ormandı. O dönemde ormanlara o kadar önem veriliyordu ki Atatürk ve İnönü için ayrı ayrı dinlenme tesisleri bu ormanın içinde inşa edilmişti. Gayet muntazam yolları, buzların saklandığı yer altı mağaraları ve pınarları ile hafta sonlarında bize yaşam sevinci veren bir mekândı. Seneler sonra hekim olarak uzun süre yaşadığım Almanya’da ormanlara ne denli önem verildiğini hayretle gördüm. Milletçe ormana son derece saygılı oldukları gibi, yetkililer de ormanları yangınlardan ve hastalıklardan koruma önlemleri alma konusunda çok dikkatliydi. Almanya’daki kadar olmasa da Hollanda, Belçika, İsviçre ve Kuzey İtalya’da ormanlar turizm tesislerinin başında yer alıyor ve bunun için çok dikkatli korunuyordu.
Son yıllarda yurdumuzda meydana gelen yangınlar sonucu onlarca güzelim ormanın ve orman köyünün etkilenmesi hepimizi üzmekte ve bir taraftan da kızdırmaktadır. Zira bazı insanların sırf keyif için ormanda ateş yakması, sigaralarını söndürmeden yere atması ve cahilce otları temizlemek için ateşi kullanması kadar, devletin bu değerli zenginliklerimizi yeterince koruyamadığını görmek de bizi üzüyor. Hatırlıyorum, yıllar önce ülkemizde ormanları korumak için özel bir ordu mevcuttu. Tıpkı askeri birlikler gibi kurulan bu birliklerin yegâne görevi ormanları korumaktı. Hatta o zamanlar devlet ormanları korumayı öylesine ciddiye almıştı ki kasten orman yakanların idamla cezalandırıldığı bir dönem yaşamıştık. Tabii ki insan olarak idam cezasına kalben karşı olmamıza rağmen, suçu sabit olan kişilere çok ağır cezaların verilmesi isabetli olacaktır.
Bu hususta bizlerin yapabileceği en önemli şey, çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren bitki ve hayvan sevgisiyle büyütmemizdir. Bu eğitimin aile içinde olduğu kadar okullarda, kışlalarda ve toplumun her alanında verilmesi isabetli olacaktır. Birkaç kişinin ağaçlar altında eğlenmesi uğruna, milli servetimizi ve yaban hayvanlarını düşünmeden ateş yakmasını, sigara izmaritlerini otların arasına veya otomobil penceresinden dışarı atmasını önlemek milli bir görev olmalıdır.
Devlete düşen görev ise sigara dâhil hiçbir ateşin ormanlara sokulmamasını sağlamak ve orman yangınına sebep olanları şiddetle cezalandırmaktır. Ayrıca coğrafi yapı gereği söndürme araçlarının erişemeyeceği tepelerdeki ormanlarımızın yanmasıyla kaybedeceğimiz parayı önlemeye yatırarak yeniden bir "orman ordusu" kurulmasını ve her büyükşehir itfaiyesinde özel bir söndürme biriminin bulunmasını öneriyorum.
Dr. Metin Tulga