Yılların hekimi olan benim bir büyüğüm, genç bir hekim olarak hastalarım için çırpınışımı görerek, "Oğlum, sen bu ülkede hiçbir şeyi değiştiremezsin, kendini boş pisi pisine yeme! Hastaların çok önemli bir kısmı kendi kendine iyileşir. Aslında onların önemli bir bölümü de zaten hasta değildir; iş olsun diye veya evhamlı oldukları için hekime başvurmuşlardır. Hastaların bir kısmında da geç teşhis nedeniyle eliniz kolunuz bağlı kalır, iş işten geçmiştir. Gerçekten tedavi edilebilecek hasta oranı %5'in bile altındadır. Onlar da ancak deneyimli hekimler ve donanımlı hastanelerde tedavi edilebilir." demişti. 62 yıllık hekimlik hayatımda ben de o hekime kısmen hak versem de kendi hekimlik stratejimi değiştirerek hastalarıma faydalı olmaya çalıştım.
Dikkat ettiğim bir husus var: Beni sevmeyen ve arkamdan "Suratsız adamdı, bizi azarlardı." diyen hastaların büyük bir kısmı, bana hekimlik dışı nedenlerle başvuranlardan oluşuyordu. Örneğin; tatillerini biraz daha uzatmak için rapor isteyenler, aslen hasta olan yakınına "sağlam" raporu almak isteyenler, zamanı geçtiği hâlde "aşım var" diyerek süreci devam ettirmeye çalışanlar... Evhamlı yaradılışı nedeniyle çocuğunun tedavisini reddedenler, sigara kullandığı hâlde solunum yolu hastalıklarında hem sigara içmeye devam edip hem de tedavi bekleyenler... Hastalar için özel olarak bastırdığımız broşürleri okumak istemeyip, "Sana para verdim, bunları okumak için değil; bana oturup anlatasın." diyenler... Muayene sırasını beklemeyip önemli bir adam olduğunu iddia ederek, "Dışarıdakiler beklesin, ben size bütün dünyayı dolaşarak hekimlerin bana önerdiği tedavileri anlatmak istiyorum." diyenler... Bu tip insanları anlatmakla bitiremem.
Ancak hastalar bilmelidir ki hekimlerin önemli bir kısmı, insanları sevdikleri ve insana hizmet etmekten zevk aldıkları için böyle sevimsiz ve feragat isteyen bir mesleği seçmişlerdir. Para, şöhret veya diğer şatafatlı şeyleri düşünerek bu mesleğe girenler ya işi zamansız bırakır ya da alkolik olurlar.
Hekimin ilk görevi, hastayı zarara uğratmadan veya kişi henüz hastalanmadan onu hastalıktan korumaktır. Hastanın görevi ise hekimine güvenerek onun tavsiyelerine uymak olmalıdır. Bunun çaresi; birincisi hekimin verdiği ilaçların dışında ilaç kullanmamak, yazdığı ilaçları onun önerdiği şekilde ve sürede kullanmak, önerdiği kontrol muayenelerini zamanında yaptırmaktır. Ayrıca ilaç, alkol, sigara, gece hayatı ve gereksiz streslerden uzak durmaktır. (Buna futbol maçı seyretmek, kumar oynamak, bahisler ve haber programı izlemek de dâhildir.)
İkincisi; başta aşılar olmak üzere spor yapmak, sağlıklı beslenmek, strese sokmayan hobiler edinmek (kitap okumak, bahçe ile uğraşmak, hayvan sevmek ve beslemek), seyahatler ve sağlıklı, mutlu bir evlilik en önemli tedavilerdir. Ancak bugünkü sağlık sistemi içinde bunlar sıradan vatandaş için imkânsız görünmektedir.
Beş dakikada hasta muayene eden hekimler; hekim olmak istemediği hâlde sırf puanı tuttuğu için tıp yazan çalışkan öğrenciler; deneyimli hocaların, laboratuvar imkânlarının bulunmadığı, binasının ve bulunduğu şehrin sosyokültürel ortamının uygun olmadığı okullar... Zanaatkâr yetiştirir gibi hekim yetiştirirsen, alacağın sonuç ancak bu olur.
Dr Metin Tulga