Atattürk'ün izinde Devrimleri Halka Anlatmak!

Metin Tulga

11-07-2026 17:52

Mustafa Kemal; kurtuluşun ancak kayıtsız şartsız ulusal egemenliğe dayanan bir cumhuriyet kurmakla, hurafeleri ve köhne kurumları yıkmakla tamamlanacağına inanıyor, düşüncelerini çevresindekilere kademe kademe aşılıyordu. O dönemde aydınların ve hatta kendi yol arkadaşlarının çoğunluğu, kurtuluşu büyük devletlerin mandasında veya halifeliğin devam ettiği bir yönetimde arıyordu.

Büyük Millet Meclisine Ankara’ya gelerek katılanlarla birlikte milletvekili sayısı 388’e ulaştı. Mecliste, Müdafaa-i Hukuk temsilcilerinin çoğunu eski İttihatçılar oluşturuyordu. Bir bölüm milletvekili ise İngiliz işgal ordusu tarafından kapatılan meclisin padişah yanlısı İtilafçı üyeleriydi. Sarıklı hocalar, toprak ağaları, aşiret reisleri ve tarikat şeyhleri, meclis çoğunluğunu oluşturan bu muhalif ikinci grubun içinde yer alıyordu. Hatta bu muhafazakâr kesim, meclisin açılabilmesi için Vahdettin’den izin alınması gerektiğini dahi tasarlamıştı.

1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla cumhuriyetin önünde büyük bir engel kalmadı. 27 Ekim 1923’te Mustafa Kemal beklediği ortamı bulunca cumhuriyeti ilan etmeyi kararlaştırdı. Anayasada değişiklik yapılması tasarısının öncelikle görüşülüp kabul edilmesinin ardından, "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleri ve alkışlar eşliğinde teklif yasalaştı. Cumhurbaşkanlığı seçimi için oylamaya geçildi ve oylamaya katılan 158 üyenin oy birliğiyle Ankara Milletvekili Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçildi.

1919’da Sivas Kongresi'nde Atatürk'e karşı kendini gösteren muhalif grup, Ağustos 1923’te yeni bir parti kurma çalışmalarını başlattı. 17 Kasım 1924’te; Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Rafet Bele ve Kâzım Karabekir gibi Atatürk’ün en yakın yol arkadaşlarının liderliğinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Parti programında; liberal ve halk hâkimiyetine dayalı, hürriyete ve dini inançlara saygılı, yerinden yönetime taraftar oldukları belirtiliyordu.

Başlangıçta yeni partinin kuruluşu, demokrasiden yana olan Atatürk'ü sevindirse de partinin "Dini düşünce ve inançlara saygılıdır" maddesini bayrak yapması, devrim karşıtları için bir sığınak anlamına geliyordu. Bu durum, milleti yenilik ve ilerlemeye karşı kışkırtan bir zemine dönüştü.

bu gerici kışkırtmalar, Şubat 1925’te Doğu'da Şeyh Sait İsyanı'nın patlak vermesine zemin hazırladı. Kürtlerin çoğunlukta olduğu 13 vilayete yayılan ayaklanma, bölgeye gönderilen takviye birliklerle 3 ay içinde bastırıldı. Bu süreçte Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı ve İstiklal Mahkemeleri kurularak asayiş sağlandı. Cumhuriyet düşmanları daha sonra alçakça bir girişimle İzmir Suikastı'nı deneseler de, Cumhuriyet mahkemeleri bu komployu da başarıyla çökertti. Öte yandan Atatürk, dini istismarın önüne geçmek için Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini Elmalılı Hamdi Yazır’a hazırlatarak en önemli din reformunu başlattı. Bu süreç, din ile devlet işlerinin ayrılmasına ve laikliğin anayasaya girmesine kadar devam etti.

Ülkede mahalle mektepleri/medreseler, Tanzimat okulları/kolejler ve azınlık okulları olmak üzere farklı çağların insanlarını yetiştiren üç ayrı eğitim sistemi vardı. 3 Mart 1924’te çıkarılan 430 Sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bu bölünmüşlüğe son verildi. 22 Mart 1924’te Maarif Teşkilatı düzenlenerek tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.

Lozan Antlaşması ile kazanılan bağımsızlık, Atatürk'ün "milli ekonomi" politikalarıyla taçlandırıldı. On yıllık aralıksız savaşlardan çıkan ülke bitap düşmüştü. Tarlalar fakirleşmiş, hayvanlar telef olmuş, insan gücü azalmış, tarım ilkel yöntemlere hapsolmuştu. Üstelik ticaret ağırlıklı olarak azınlıkların elindeydi. Atatürk, kalkınmayı yabancı sermaye ve uzmanlara teslim etmek yerine, Osmanlı'dan kalan tesisleri ayağa kaldıracak yerli, liyakatli bir uzman kadrosu kurmayı tercih etti. Atatürk yönetim kadrolarında önce liyakat ve uzmanlığa değer vererek; hükümette ve bürokrasinin yönetiminde, yurt dışında eğitilmiş insanların getirilmesine önem verdi, akraba ve arkadaş kayırmacılığını önledi.

Tarımda büyük bir atılım yapılarak, 1923'te ekime uygun alan 80.000 dönüm iken, 1924’te 1.500.000 dönüm sürülmüş tarlanın 900.000’inde ekim yapıldı. Aşar vergisi kaldırıldı, demiryolları ile büyük şehirler, üretim merkezleri ve limanlar arasındaki ulaşım kolaylaştırıldı. Bankalar kurularak kredi imkânları genişletildi.

İsmet İnönü, II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehditleri karşısında ABD desteğini kazanmanın yolunun "çok partili düzene geçişten" geçtiğine inanıyordu. Ancak bu süreç, Atatürk'ün "tam bağımsızlık" çizgisinden sapılmasına ve ABD eksenli politikalara teslim olunmasına yol açtı. 1947'deki Truman Doktrini ile Türkiye'ye yapılacak yardımlar Amerikalı bir heyetin denetimine bırakıldı. 1948'deki Marshall Planı ise devletçiliğe sınırlar getirerek yabancı misyonlara imtiyazlar tanıdı. 1949'da kurulan eğitim komisyonu ile de Milli Eğitim politikaları üzerinde ABD nüfuzu oluştu. 1945-1950 yılları arasında ABD ile imzalanan anlaşmalar gereği, savaş sırasında Türkiye'ye verilen silahların iadesi istendi; hükümet bunun yerine "Türk hava alanlarının, liman ve yollarının" ABD tarafından kullanılmasına izin vererek Amerikan kredilerini kabul etti.

Cumhuriyet tarihinin en büyük aydınlanma projelerinden biri olan Köy Enstitüleri Yasası kabul edildikten sonra, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde, birkaç yıl içinde enstitüler kuruldu.

Ancak CHP içindeki sağ kanat ("Anadoluculuk" akımı) ile toprak ağalarının işbirliği, devrimci enstitüleri hedef aldı. İnönü'nün zamanla Tonguç ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'e desteği azaldı. Yücel'in yerine gerici Reşat Şemsettin Sirer'in atanmasıyla yıkım süreci başladı. Bakanlığın bastırdığı dünya klasikleri ve çeviri kitaplar toplatılıp yakıldı. Önce Yüksek Köy Enstitüleri kapatıldı (1948), ardından 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti döneminde sistem tamamen tasfiye edildi.

CHP ve DP'nin "Amerikan yörüngesine girmenin doğru yol olduğuna" dair inancıyla toprak kanunu rafa kaldırıldı, Köy Enstitüleri etkisiz hale getirildi. Demokrat Parti iktidara gelir gelmez ezanın Arapça okunması ve tarikat önderlerinin ziyaret edilmesi gibi uygulamalarla karşı devrimci bir tutum sergiledi. Truman Doktrini ile Türk dış politikası ve ordunun yönetimi NATO komutası altına girerek dışa bağımlı hale getirildi. Bu tavizler, bugün içinde bulunulan çıkmazın hazırlayıcısı oldu. Cumhuriyet Halk Partisi de zaman içinde parti içi çekişmeler ve sağa taviz veren politikalar uyguladı.

Atatürk, kurtuluşu yıkılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu'ndan yeni ve çağdaş bir Türk devleti kurma idealiyle tasarlamıştı. O, halkın yönetime katılmadığı ve benimsemediği devrimlerin yaşama şansı bulunmadığını bilerek, devrimlerin kopyalanması yerine çağdaş ve Türk milletinin kendi öz malı olmasını daima yeğlemiştir.

Yakın dönemde Kemal Kılıçdaroğlu tarafından ilan edilen "İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi", partinin tarihi belgelerinin (Dokuz Umde, İlk Hedefler Beyannamesi vb.) günümüz koşullarındaki devamı niteliğindedir. 13 maddelik bu manifestonun maddeleri şu şekildedir:

Yeni bir anayasa ile güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilecektir.

Başta Kürt sorununun TBMM öncülüğünde çözümü olmak üzere, Türkiye'nin toplumsal barış ve huzuru sağlanacaktır.

Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir.

Devlet yönetiminde ve toplumsal düzende liyakat sistemi hâkim kılınacaktır.

Seçim yasası değişecek, milletin vekilini millet seçecektir.

Siyasi Ahlak Yasası çıkarılacaktır.

Kamu İhale Kanunu, rekabet ve şeffaflığı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenecektir.

Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacak, "Ulusal Vergi Konseyi" ve TBMM'de "Kesin Hesap Komisyonu" kurulacaktır.

Güçlü bir stratejik planlama teşkilatı kurulacaktır.

Eğitim sistemi, tüm bileşenlerin ortak çabasıyla yeniden yapılandırılacaktır.

Gelecek nesiller için "Ekosistem Hakkı" korunacaktır.

Güçlü sosyal devletin ilk adımı olarak "Aile Destekleri Sigortası Kurumu" kurulacaktır.

Yeni bir "Merkez-Yerel" dengesi kurulacaktır.

Atatürk'ün idealleri ile bu beyanname arasında hiçbir zıtlık yoktur. Ancak parti içi ihtiraslar ve şahsi çekişmeler, Türkiye'nin kalkınması için elzem olan bu vizyonun hayata geçmesini geciktirmektedir. Ülkenin büyük çoğunluğu, Atatürk'ün mirası olan bu ideallerin en kısa zamanda ve kararlılıkla hayata geçirilmesini beklemektedir.

Dr. Metin Tulga

DİĞER YAZILARI Unutulan Töre, Geciken Adalet! 01-01-1970 03:00 Devlet Bağımsızlığının En Önemli Unsuru Ekonomik Bağımsızlıktır! 01-01-1970 03:00 Tarih Öncesi Dönemde Avrupa'nın Oluşumunda Göçlerin Önemi! 01-01-1970 03:00 Çocuk Sağlığı Ve Aşılarda Koruyucu Hekimliğin Uygulanmasının Önemi! 01-01-1970 03:00 Hekim Hasta İlişkileri! 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Bakıma Muhtaç Hastalar Şu Anda Ne Durumda? 01-01-1970 03:00 Mısır Luxor Kenti ve Sanat Eserleri ( 1990) 01-01-1970 03:00 Atatürk Milliyetçiliği 01-01-1970 03:00 Benim Atatürkçü Tarım Projem! Köylü Nasıl Tekrar Eski Köylü Olabilir! 01-01-1970 03:00 Okurlarımla Sohbetler! 01-01-1970 03:00 Şehir Hastaneleri ülkemiz İçin Yararlı mı? 01-01-1970 03:00 CHP’nin, Atatürk’ün Tamamlanmasını Arzu Ettiği Devrimlerdeki Tutumu Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Orta Asya'da Siyasi ve Sosyal Anlamda Yaygın Olan Örfi Hukukun Osmanlı Devlet Yönetimine Etkileri! 01-01-1970 03:00 Spor Sağlık ve Yaşlılık! 01-01-1970 03:00 Keşfetmekle geçen bir ömür: 92 yıllık serüven! 01-01-1970 03:00 Ütopya ( Hayalimdeki Türkiye Cumhuriyeti) 01-01-1970 03:00 Hantavirüs Gerçeği: Yeni Bir Pandemi mi Yoksa Yersiz Bir Panik mi? 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye  (Bölüm II) (Atatürk’ün Sağlık ve Beslenme Politikası) 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye (Beslenme ve Sağlık Sorunları). Bölüm 1 01-01-1970 03:00 Müthiş Türk Kadınları! 01-01-1970 03:00 Sağlık Kuruluşlarında ve Hekimlerin Çalışmalarında Saptadığım Eksiklikler ve Önerilerim 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçeklerden Aksiyon filmine: Ekrandaki " Kuruluş " yanılgısı! 01-01-1970 03:00 Almanya'da 10 yıl ve 1965 sonbaharı.. 01-01-1970 03:00 II.Bölüm -CHP Ne yapmalı nasıl davranmalı-Ekrem İmamoğlu'nda gözlemlediğim özellikler! 01-01-1970 03:00 I. Bölüm-CHP ne yapmalı nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Osmanlı Devleti'nde Eğitimin Gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitimi 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 3) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 2) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan hatırladığım İstanbul! 01-01-1970 03:00 Kitaplar ,kitap yazmak ve okumak hakkında.. 01-01-1970 03:00