Yeni parti, öncelikle CHP'nin yıllarca süren dağınıklığından ve muhafazakâr vatandaşlara sempatik görünme kompleksinden kurtulmalıdır. Hakiki Atatürkçülüğü ve onun devrimlerini günümüz dünyasına adapte ederek, ülkemize uygun bir sosyal demokrat çizgi saptamalı ve bu hedeften mümkün olduğunca ayrılmamayı temel ilke edinmelidir.
Öncelikli hedeflerinin başında; devrimci, halkçı ve sosyal demokrat çizgiden ayrılmayan gençlere umut olmak gelmelidir. Vergi adaletini sağlayarak halkın maruz kaldığı ekonomik dengesizliği giderecek ve adalet mekanizmasını tabandan onaracak politikalar üretmek ana hedef olmalıdır. CHP’nin geçmişteki başarılı ve mükemmele yakın çalışmalarından taviz vermeden, parti bölünmesinden itibaren oluşan dağınıklık bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Eskiye dönüş veya "geride kalanların durumu ne olacak" şeklindeki tutumlar bırakılarak, adı gibi "yeni" bir parti inşa edilmelidir.
Karşınızdakilerin ne kadar kurnaz ve elindeki olanakları ne denli iyi kullanan bir rakip olduğu göz önüne alınarak, olası bir baskın seçime halkın hazır olması sağlanmalı ve bunun için her türlü imkân seferber edilmelidir.
Partinin önceliği gençler olmalı, çalışmalar onların istekleri ve umutlarına göre şekillenmelidir. İstatistiklere göre Atatürkçü çizgiye dönme olasılığı düşük olan muhafazakar gençliği bir tarafa bırakıp, seçimin ülkeyi düzlüğe çıkaracağından umudunu kesmiş solcu gençliğin sesine kulak verilmelidir.
Bu noktada gençlere de bir çağrım var: İstemeyerek yıllarca yurt dışında yaşamış, sonra orada yükselme olanağının ancak onların uyruğuna girmekle mümkün olabileceğini anlayarak yurduna dönmüş bir vatandaşınız olarak sizlerden ricam şudur; yurt dışına özenmeyi bırakıp, ülkeyi selamete çıkarabilecek bir partiyi desteklemeli, hatta ona katılarak denetimde söz sahibi olmayı seçmelisiniz. Bugün büyük oranda ülkemizin olanaklarını kullanarak bilimde, fende ve tıp sahasında yetişmiş insanlarımız, ne yazık ki Türk tabiyetinden çıkarak bulundukları ülkenin vatandaşı olmayı seçiyorlar.
Ülkemiz ancak bugün 1 yaşında olan çocuklarımızın, Atatürk'ün görüşlerine göre yetişip yönetimi ellerine aldıkları zaman gerçek kurtuluşa erişecektir. Fakat bugün yetişmiş durumda olan gençlerimiz bu uğurda gayret sarf etmezlerse, korkarım ki yeni doğan çocuklarımız ileride böyle bir çalışma yapma imkânı dahi bulamayacaklardır.
Dr. Metin Tulga