Orta Asya'da Siyasi ve Sosyal Anlamda Yaygın Olan Örfi Hukukun Osmanlı Devlet Yönetimine Etkileri!

Metin Tulga

10-06-2026 01:23

Türkoloji ve Türk filolojisinin kurucuları oryantalistlerdir. Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi'nde oryantalizm için, "Batılı olmayan Doğu, Orta Doğu ve Asya toplumlarını kendi kültürel önyargıları, hayal güçleri ve genellikle sömürgeci bir üstünlük algısıyla inceleyen Batılı akademisyen ve sanatçılara verilen addır," denilmektedir. Ancak bu tanım; VIII. yüzyıl Kök Türk abidelerini keşfeden, bu yazıtlardaki eski Türk runik alfabesiyle yazılmış en eski Türkçe metni ilk defa çözen V. Thomsen, Türk lehçeleri sözlüğünü yazan W. Radloff ve Orta Asya Türk kavimleri üzerinde en yetkin eserleri yayımlayan V. Barthold gibi oryantalizm okulundan yetişmiş Batılı ilim adamlarına haksızlık etmektedir.

Orhun Abideleri'nde bulunan yazıtlar, VI-VIII. yüzyıllarda tüm Avrasya'yı egemenliği altına almış olan Gök Türk (Kök Türk) devletinin destanını bize Türkçe olarak nakletmektedir. Hüseyin Namık Orkun (1902-1956), Orhun Yazıtları'nın ilk bilimsel yayımını Türkçeye kazandırmıştır.

Doğu Türkistan; Hun devletlerinin ataları olan Hiung-nu federasyonundan sonra Uygurlar, Göktürkler ve Karahanlılar gibi birçok Türk devletinin kurulduğu alandır. Göktürk Devleti, 552-745 yılları arasında iki farklı dönemde, iki büyük imparatorluk olarak hüküm sürmüş; Orhun Abideleri gibi Türk tarihinin paha biçilmez belgelerini ve 38 harfli Göktürk alfabesini miras bırakmıştır. Göktürk Devleti, 552 yılında Juan Juan (Avar) Kağanlığı'na bağlı bir alt boy olarak kurulmuştur.

Orhun Abideleri'ne göre Bumin Kağan tahta oturunca Türk milletinin ülkesini ve töresini tanzim etmiş, egemenliğini dört bir yana yayarak imparatorluğunu kurmuştur. Bir ara çöken devlet, daha sonra İlteriş Kağan yönetiminde tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Törenin temel kuralları, Orta Asya'da siyasi ve sosyal anlamda yaygın olan örfi hukuk, yani "Yosun"dur (Yusun). Kullandıkları dil ise büyük çapta Uygur sahasında işlenmiş yüksek Türkçedir. Yosun, Türk hukuk tarihinde eski Orta Asya Türk âdetlerindeki hukuk kurallarını oluşturan üç temel kaynaktan biri olan örf ve âdet hukukunu (sözlü hukuku) ifade eder. Törenin kaynakları; kağanın emirleri, kurultay kararları ve geleneklerdir.

Karahanlılar, Uygur Devleti'nin Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla 840 yılında kurulmuştur. İslam kültür çevresine girmekle birlikte temelde Doğu'nun yüksek Uygur kültürüne de bağlı kalmışlardır. 1069'da Karahanlı hükümdarı için yazılmış bir siyasetname olan Kutadgu Bilig'in yazarı Yusuf Has Hacib, eski İran ve Türk devlet anlayışını bir arada incelemiş, hükümdar ve kanun kavramlarını şu formülde özetlemiştir:

"Ülkeyi elde tutmak için çok asker ve ordu lazımdır. Askeri beslemek için çok mal ve servete ihtiyaç vardır. Bu malı elde etmek için halkın zengin olması gerekir. Bunlardan biri bile ihmal edilirse diğerleri de yarım kalır. Dördü birden ihmal edilirse beylik çözülmeye yüz tutar."

"Ey hâkim! Memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın. Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur."

Bu ideal devletin dayandığı kilit kavram adalettir. Buna göre hükümdar:

Para ayarını temiz tutmalı,

Halkı adil kanunlarla idare etmeli ve kuvvetlinin zayıfı hükmü altına almasına meydan vermemeli,  

Haydutları ortadan kaldırmalı,  

Yolları açık ve emin tutmalı,  

Herkese mertebesine göre muamele etmelidir.  

Yüksek Divan, hükümdarın adalet ve hâkimiyetinin en yüksek derecede ortaya çıktığı yerdir ve Doğu devletinin niteliğini en belirgin şekilde ortaya koyan kurumdur. Bütün İslam devletlerinde, Sasanilerde olduğu gibi, bu müesseseye birinci derecede önem verilmiştir. Kutadgu Bilig'de adalet, geleneksel İran-İslam devletlerinde olduğu şekliyle ve aynı önemle belirtilir. Devlet anlayışının, siyaset ve ahlak kurallarının geniş ölçüde Hint-İran kaynaklarına dayandığına kuşku yoktur.  

Merkezleri Balasagun ve Kaşgar olan Karahanlılar, X. yüzyıl ortalarında İslamiyet'i kabul etmiş ve bu asrın sonlarında kuvvetli İran geleneklerini yaşatan Müslüman Samanilerden Maveraünnehir bölgesini zaptetmişlerdir. Kutadgu Bilig'de sayıları kısıtlı olan İslami-İrani terimler hariç tutulduğunda, bu soyut konuları işlemek için kullanılan dil tamamıyla Türkçedir.

İran kültüründe adalet, padişahın bir lütfu ve ihsanı olarak görülür. Bir hükümdar ancak adil kanunlar koyma ve onları tarafsızlıkla uygulama yoluyla egemenliğini uzun süre koruyabilir. Orta Asya toplumunda ise sosyal ve siyasi düzende hâkim olan unsur örfi hukuktur, yani yosundur. Cengiz Han yasası da temelde Türk devletlerindeki töreden başka bir şey değildir.

Osmanlı Devleti'nde çoğu kanun ve kanunnamenin kaynağı, nesiller boyu halk tarafından izlenen ve uygulanan yerel örf ve âdetlere dayanmaktadır. Özel koşullar altında gelişen Osmanlı Devleti, kuruluş döneminde şeriatı aşan bir hukuk düzenine sahipti. Bu yolu açan prensip örf, yani hükümdarın kendi iradesine dayanarak şeriatın kapsamına (şümulüne) girmeyen alanlarda devlete kanun koyma yetkisiydi. Fatih Sultan Mehmet mutlak hükümdarlık haklarını, devleti belli bir amaca göre düzenleme ve örfi kanun koyma doğrultusunda kullanmıştır. Bağımsız bir kanunname çıkarma yetkisi İslam esaslarına değil, Türk-Moğol geleneklerine bağlanabilir.

Nitekim Fatih, atalarının kanunlarını toplayarak tamamladığı bir kanunname oluşturmayı gerekli görmüştür. Fatih'in hazırlattığı kararnamelerden Reaya Kanunu, vergi mükellefi olan tebaanın (çiftçi, esnaf, tüccar ve serbest meslek erbabı) yükümlülüklerini içerir. Ceza Kanunu ise Reaya Kanunnamesi'nin ilk üç faslını oluşturmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin faaliyetleriyle başlayan akım, bundan böyle devlet işlerinde de şeriatın ve şeyhülislam otoritesinin yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Ancak ilerleyen yıllarda devlet düzeni bozulmaya başladığında daima "Fatih Kanunnamesi'ndeki esaslara dönülmesi" fikri hatırlatılmış; ulema ve şeriatın artan müdahalelerine rağmen Osmanlı bürokrasisi, devletin selameti adına idarenin kontrolünü daima elinde tutmayı başarmıştır.

Dr Metin Tulga

DİĞER YAZILARI CHP’nin, Atatürk’ün Tamamlanmasını Arzu Ettiği Devrimlerdeki Tutumu Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Spor Sağlık ve Yaşlılık! 01-01-1970 03:00 Keşfetmekle geçen bir ömür: 92 yıllık serüven! 01-01-1970 03:00 Ütopya ( Hayalimdeki Türkiye Cumhuriyeti) 01-01-1970 03:00 Hantavirüs Gerçeği: Yeni Bir Pandemi mi Yoksa Yersiz Bir Panik mi? 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye  (Bölüm II) (Atatürk’ün Sağlık ve Beslenme Politikası) 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye (Beslenme ve Sağlık Sorunları). Bölüm 1 01-01-1970 03:00 Müthiş Türk Kadınları! 01-01-1970 03:00 Sağlık Kuruluşlarında ve Hekimlerin Çalışmalarında Saptadığım Eksiklikler ve Önerilerim 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçeklerden Aksiyon filmine: Ekrandaki " Kuruluş " yanılgısı! 01-01-1970 03:00 Almanya'da 10 yıl ve 1965 sonbaharı.. 01-01-1970 03:00 II.Bölüm -CHP Ne yapmalı nasıl davranmalı-Ekrem İmamoğlu'nda gözlemlediğim özellikler! 01-01-1970 03:00 I. Bölüm-CHP ne yapmalı nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Osmanlı Devleti'nde Eğitimin Gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitimi 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 3) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 2) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan hatırladığım İstanbul! 01-01-1970 03:00 Kitaplar ,kitap yazmak ve okumak hakkında.. 01-01-1970 03:00