Kitaplar ,kitap yazmak ve okumak hakkında..

Metin Tulga

25-02-2025 01:45

Kitaplar ,kitap yazmak ve okumak hakkında

 

10 yıl süre ile hekim olarak bulunduğum Almanya da, kitap, kitap okuma ve kitap yazma ne denli önemli olduğunu yaşayarak öğrendim. Çocukluğumdan beri kitap okumak hobilerim arasında en önemli yeri almıştır. Annem ve Babam Okumak istediğim mecmua ve kitapları satın alabilmem için harçlığım dışında bana para vererek, haftalık yayınlanan bin bir roma ve Yavrutürk dergilerini ayda bir yayına giren, sağlık ansiklopedisi, Resimli tarih ve, tarih dünyası adlı dergileri ve diğer okumak istediğim kitapları satın alabilmem mümkün olmuştur. Bunun soncu ilk okuldan itibaren devamlı büyüyen bir kitaplığa sahip oldum. O zaman satın alarak ciltlettiğim, resimli, tarih ve tarih dünyası mecmuaları bugün bile kitaplığımda yerlerini muhafaza etmektedir.

 

Almanların kitap ve okuma sevgisini görünce bu konuda ne denli geride olduğumuzu ,fark ettim. Çalıştığım hastanede,hasta tabelasına meslek olarak arbeiter (İşçi) yazılmış kişilerin hastaneye yanlarına getirdikleri kitapların çoğunluğunun, dünya klasikleri oluşturduğunu, boş zamanlarını sadece kitap okuyarak geçirdiklerini hayretle gördüm. Aslında hepimiz, yurdumuza turist olarak gelen Almanların tren, otobüs, kafe hatta plajlarda bile ellerinden kitabı düşürmediklerini, hayretle ,bazan alaycı bir tavırla izlemekteyiz. Bunda ne var?. “Bu onların alışkanlıkları ,” diyebilirsiniz. Soruyorum , peki siz boş zamanlarınız nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ben batılıların kitap okuma sevgilerini övmek için değil , onların kazandıkları başarılara nasıl ulaştıklarını kendimizle karşılaştırmanız için yazıyorum. Neden bizim çocuklarımız gençlerimiz hatta aydınlarımız kitap okumaktan hoşlanmıyor.

 

Bu konuya başlamadan bazı tespitlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

 

27 mayıstan sonra yedek subay okulu süresi hekimler için altı aya çıkarılmıştı.200 üzerinde Pratisyen ,uzman ,öğretim görevlisi hekimler, diş hekimi ve eczacılar İzmir Hatay da bulunan okulda toplanmış teorik ve pratik bilgilerle donatılıp iyi bir asker hekim olmamız düşünülmüştü. 6 ayın hemen dörtte üçü boş geçiyordu. Biz bu boş zamanı okulun harika bir kitaplığı olduğu halde kitap okumak yerine pişbirik,tavla oynayarak geçirdik birkaç defe oynanan futbol dışında spor yapma alışkanlığı olanlarda çok seyrekti. Almanya'da çalıştığım klinikte bana teşhis ve tedavi için gelen hekim ve aydın hastaların gazete, mecmua ve kitap okuma alışkanlıkları olmadığı hemşireleri dikkatlerini çekmiş,bana ,”doktor bey veya mühendis bey kitap okumuyor, onlara kendi dillerinde gazete vermek istediğinizde red ettiler.”demişlerdi.

Almanya’dan dönüşümde İstanbul’da çalıştığım hastanede de aynı durumula karşılaştım. Bir gün benim kitap okuduğumu gören öğretim üyesi bir hekim arkadaş,hayretle , ”ağabey sen hala kitap okuyorsun biz o işi bırakalı çok oldu “diyen arkadaş benden en az on yaş genç ve Türkiye’de ve Almanya’da üniversitelerde kürsüsü olan bir profesördü.

 

Neden okumayı sevmiyoruz? Bence en önemli hususun kadınlarımızın anne olarak bu eğitimi vermeye hazır olmadığı olduğunu söylemek istiyorum. Ikinci derecede suçluların başında ise öğretmenlerimiz gelmektedir. Çocuklar sıkıcı ders kitaplarını okumak,ve ev ödevlerini hazırlamaktan, açık havada oynamak için bile zaman bulamazken, sevdiği bir kitabı okumaya ne zamanı var, ne de buna ne annesi nede babası izin verir.Çok çocuk tanırım ders kitapları arasına koyduğu mecmua veya kitabı annesinden gizli suç işler gibi okumaktaydı.Aslında atalarımız” ağaç yaş iken eğilir demişler.”Çocukluk çağının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaya gerek yok.

 

Ekrem İmamoğlu bunu en erken fark ederek. İBB hudutları dahilinde kreşler açarak daha bebeklik çağında eğitimin değerini annelere öğretmeye çalışmıştır. çok kimsenin evinde kitaplığı vardır açın bakın çoğunu kapağı bile açılmamıştır. Benim kitap toplama saplantılı bir hukukçu komşum evinin 2 odası hiç açılmamış kitaplarla doldurmuştu. Bir diğer suçlu ise yayınevleridir Ben Türkiyede yazdığım kitapları yayınlatmak için bütçemin üzerinde para ödediğim halde onlar sadece önemli şahısların kitaplarını vitrinlere yerleştirerek kendi görüşlerine göre sıralama yapmakta, kaç adet kitabım mı,satıldı diye sorduğumda “kitap satılmıyor boşa çaba sarfediyorsunuz “mealli sözler söylüyorlar. Halbuki Almanya da kurmuş olduğum klinikte verdiğim konferanlarım ve bilimsel çalışmalarınım uluslararası tıp dergilerinde ücretsiz olarak yayınlanır, bu dergilerde yer alan makalelerim ayrı baskı olarak dünyanın her tarafından istek kartı gönderen meslektaşlamıza gönderilirdi. Türkiye’den yalnızca bir adet istek artı gelmişti.Almanya’da dost ve arkadaşlarınıza verilen hediyelerin başında kitap gelir. Ben bazı yakın arkadaşlarıma “ verdiğim kitabımı okudun mu? ” diye sorduğumda ,”imzalı kitabımı bir kadın arkadaşının çocuğuna oynasın diye verdiğini söylemişti. Bazı arkadaşlarımızda kitabımı beğendiğini kitabımdan il yöneticisi arkadaşına da göndermemizi rica ediyordu. O, kendi kitaplarımızı bile kendi paramızla, kargosunu bile ödeyerek satın aldığımızı bilmiyordu .Ben şahsen kitaplarımın satısından para kazanacağımı hiç düşünmedim. Türkiye’de kitaptan para kazanılmayacağını çok iyi biliyorum. Ancak okuyup öğrendiklerimi deneyimlerimi başkaları ile paylaşmak ve onların deneyimlerini öğrenmek bana haz veriyor şu anda 91 yaşındayım on birinci kitabımı yayınlanıyorum. Kitaplarımı okumuş olan okurlarımdan zahmet edip benim mailime iki satır eleştirilerini yazarlarsa çok sevineceğim. Bence beğendik demek yemez. Zira bir kitabın hazırlanması büyük emek istiyor.

 

Acınacak halimizi anlatmak için birkaç örnek daha vermek istiyorum.1983 yılında “Almanya’da ve yurda dönüşümde muayenehanem’de yaptığın deneyim ve bilimsel çalışmalarımı içeren “astım nedir? nasıl tedavi edilir?”adlı kitabımı bir hastamın basım evimde bastırmış, bir kısmımı yayınevlerinde satışa sunmuş bir kısmını ise hediye olarak hastalarıma dağıtmıştım. İkinci baskıdan sonra ekonomik kriz nedeniyle “Avrupanın oluşumu ve Türkler” adlı kitabımın alt yapısını hazırlamak üzere, muayenehanemi kapatarak Almanya’da kızımın bulunduğu şehirdeki evime taşınmaya karar vermiştim. Bu nedenle önemli bir miktar kitap elimde kalmıştı,bunları Türkiye’de aydınların izlediği bir gezetenin yayın işleri müdürünü telefonla arayarak.” Bu kitabımı gazetenizle birlikte ücretsiz olarak vemeniz için size gönderebilir miyim “diye sorduğumda, ”Bizim halkımız kitap okumuyor. Kabul edemeyiz demişti. Bundan ders almayarak, Almanya’ya gitmeye karar verdiğim için elimde bulunan 10 binlerce mark değerindeki Almanca ve İngilizce atlas ve kitaplarımı da İstanbul üniversitesi kütüphanesine devretmek istedim. Hatırıma ilk gelen doğal olarak İstanbul üniversitesi tıp kitaplığı oldu. Onlar beni Üniversitenin kitaplıklan sorumlu şahsına yönlendirdiler. Telefonla kendisini aradım durunu ona da izah ettim. ”Biz kitap kabul etmiyoruz cevabını alınca ”siz ne iş yapıyordunuz, bu kitapları görüp ona göre karar vermeniz gerekmez mi? diye sordum. Kitaplarınızı kütüphanenin önüne koyun ihtiyacı olan alır dedi. Onlara en fazla ihtiyacı olanın leblebiciler ve kese kağıdı imal edenler olur diyerek telefonu kapattım. İstanbul’un iki büyük hastanesi olan Heybeli ada sanatoryomu ve Yedikule hastanesine telefon ederek, aynı soruya aldığım cevap” kitaplıkları bulunmadığı “şeklindeydi. Son olarak kitaplarımın büyük bir kısmı Almanca olduğu için Alman hastanesine baş vurdum Aldığım cevap çok komikti “Bizim hastanemizde Almanca bilen doktor yok deyince “Afedersiniz hastanenin Adı Alman hastanesi değil mi ?diye sordum cevap beklemeden teşekkür ederek telefonu kapattım.

 

Öğrencilerin ve hekimlerin çoğunluğu bu kitaplara erişemezken hastane yöneticilerinin tutumu karşısında yaklaşık onbeş yıl önce oluşmuş bu durumu okurlarımla paylaşmak istedim.

Almanya’da vefat eden bir arkadaşımızın kitapları kapış kapış alınmıştı. Ben de onlardan on beş kadarını alarak kitaplığıma koyarak ,okudum.

Anneler ve babalara sizlere önerim ,çocuklarınıza mecmua ve kitap almak istediğinizde isteklerini red etmeyin. Çünkü okuma alışkanlığı çocuk yaşta başlar. Ayrıca beğendiğiniz bir kitabı internet alış veriş sitelerinin bir dostunuza, hediye gönderme bölümüne talimat vererek gönderebilirsiniz. Lütfen bir kitap alın .Önce kitabın arka kapağındaki yazıyı sonra önsözünü okuyun, daha sonra İçindekiler bölümünden sizi ilgilendiren sayfaları okuyarak kitap hakkında ön bilgi edinebilirsiniz. Beğenmediğiniz kitabı o konu

İle ilgilenen bir başkasına verebilirsiniz.

 

Yeni yazılarda görüşmek üzere..

 

 

DİĞER YAZILARI CHP’nin, Atatürk’ün Tamamlanmasını Arzu Ettiği Devrimlerdeki Tutumu Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Orta Asya'da Siyasi ve Sosyal Anlamda Yaygın Olan Örfi Hukukun Osmanlı Devlet Yönetimine Etkileri! 01-01-1970 03:00 Spor Sağlık ve Yaşlılık! 01-01-1970 03:00 Keşfetmekle geçen bir ömür: 92 yıllık serüven! 01-01-1970 03:00 Ütopya ( Hayalimdeki Türkiye Cumhuriyeti) 01-01-1970 03:00 Hantavirüs Gerçeği: Yeni Bir Pandemi mi Yoksa Yersiz Bir Panik mi? 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye  (Bölüm II) (Atatürk’ün Sağlık ve Beslenme Politikası) 01-01-1970 03:00 1939-1945 İkinci Cihan Harbi Döneminde Türkiye (Beslenme ve Sağlık Sorunları). Bölüm 1 01-01-1970 03:00 Müthiş Türk Kadınları! 01-01-1970 03:00 Sağlık Kuruluşlarında ve Hekimlerin Çalışmalarında Saptadığım Eksiklikler ve Önerilerim 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçeklerden Aksiyon filmine: Ekrandaki " Kuruluş " yanılgısı! 01-01-1970 03:00 Almanya'da 10 yıl ve 1965 sonbaharı.. 01-01-1970 03:00 II.Bölüm -CHP Ne yapmalı nasıl davranmalı-Ekrem İmamoğlu'nda gözlemlediğim özellikler! 01-01-1970 03:00 I. Bölüm-CHP ne yapmalı nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Osmanlı Devleti'nde Eğitimin Gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitimi 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 3) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan Hatırladığım İstanbul ( Bölüm 2) 01-01-1970 03:00 Çocukluğumdan hatırladığım İstanbul! 01-01-1970 03:00