Helikopter Ebeveynlik Nedir?
Helikopter ebeveynlik, çocuğun etrafında sürekli “uçan”, onun adına düşünen, karar veren, en küçük engeli bile ortadan kaldırmaya çalışan aşırı korumacı ebeveyn tutumudur. İyi niyetlidir: “Çocuğum üzülmesin, zorlanmasın, hep mutlu olsun” kaygısından doğar. Fakat bu iyilik gibi görünen yaklaşım, çocuğun gelişiminde derin yaralar bırakabilir.
çocuklarımızı korumak isteriz. Soğuktan, hastalıktan, kötülüklerden… Bu içgüdü doğaldır. Ama işte bazen o koruma hali, çocuğun önüne bir duvar örmeye dönüşüyor. Ebeveyn sürekli etrafında dönüyor, en ufak zorlukla karşılaşmasın diye çocuğun hayatını adım adım kontrol ediyor. İşte buna “helikopter ebeveynlik” deniyor.Peki sonuç? Çocuğu koruyayım derken, aslında hayata hazırlayamamak…
Bir düşünün: 10 yaşındaki bir çocuk, hâlâ tek başına bakkala gönderilmiyor. “Ya kaybolursa?” Lise öğrencisinin hangi bölümü seçeceğine annesi-babası karar veriyor. “Biz senin için en iyisini biliriz.” Çocuk arkadaşına küsünce, anne hemen araya giriyor: “Oğlum üzülür, hadi barış onunla.”
Bu örnekler yabancı gelmedi değil mi? Çocuğunu korumak çoğu zaman, çocuğun yerine düşünmek, yerine karar vermek ve onun adına sorun çözmek anlamına gelebiliyor.
Çocuğun önündeki engelleri kaldırmak, kısa vadede huzurlu gibi görünür ama uzun vadede çocuğun gelişimine zarar verir.
Törpüler: Çocuk kendi başına bir şey yapamayacağını düşünür. Sorumluluk bilincini köreltir: Çantayı hep anne hazırlıyorsa, çocuk sorumluluk almayı öğrenemez. Problem çözme becerisini zayıflatır: Küçük bir sıkıntıda panikleyip “Anneee!” diye koşar. Kaygıyı artırır: Çünkü hep korunmuş bir çocuk, dünyanın aslında güvenilir olduğunu deneyimleyemez.Bir çocuğu düşmekten korumak isteyebilirsiniz. Ama hiç düşmeyen bir çocuk, ayağa kalkmayı öğrenemez.
Aşırı korunan çocuk, yetişkin olduğunda da zorlanır.
Karar vermekte güçlük çeker: İş değiştirecek, evlenecek, taşınacak… Hep birilerinden onay bekler. Risk almaktan korkar: Yeni bir adım atması gerektiğinde, zihninde hep o ses yankılanır: “Ya yapamazsam?” İlişkilerinde bağımlı olur: Eşine, arkadaşına ya da iş arkadaşına tutunur, tek başına var olamaz. İş hayatında pasif kalır: Fikirlerini savunmakta zorlanır, sorumluluk almaktan kaçar.Korumanın fazlası zarar. Çözüm, çocuğun yerine değil, çocuğun yanında olmak.
Çantasını kendi toplasın, siz sadece gözden geçirin, bakkaldan ekmeği kendi alsın, siz uzaktan bakın. Karar vermesine izin verin: “Mavi tişört mü, kırmızı mı?”, küçük başarısızlıklar yaşamasına fırsat tanıyın. Çünkü gerçek öğrenme, hata yaparak gelir.
Çocuğun hayatı boyunca “sana güveniyorum” mesajını hissetmesi, en büyük korumadır.
Her anne-baba aynı niyetle hareket eder: Çocuğu mutlu olsun. Ama unutmayın; aşırı koruma, çocuğun mutluluğunu değil, bağımsızlığını elinden alır. Hayatla baş etmeyi öğrenemeyen çocuk, en küçük fırtınada savrulur.
Gerçek sevgi, çocuğu pamuklara sarmak değil; ona kendi kanatlarıyla uçmayı öğretmektir.
Ve unutmayın: Mutlu aile, mutlu çocuk, sağlıklı ve mutlu toplumun temelidir.
Ebru Devrim Sayman
Psikolojik Danışman, Çocuk Gelişim Uzmanı