Kadıköy İYİ Parti İlçe Başkanı Avukat Emrah Yetik ile Kadıköy'ün yerel gündemini, Türkiye siyasetindeki son gelişmeleri ve partisine ilişkin değerlendirmelerini konuştuk.

Soru: Kadıköy’de nasıl bir siyaset anlayışıyla hareket ediyorsunuz?

Cevap: Kadıköy, Türkiye’nin herhangi bir ilçesi değildir. Cumhuriyet kültürünün, kentlilik bilincinin, demokratik yaşam alışkanlıklarının ve toplumsal duyarlılığın güçlü olduğu özel bir ilçedir. Dolayısıyla Kadıköy’de siyaset yapan herkesin de bu sorumluluğun farkında olması gerekir.

Biz İYİ Parti Kadıköy İlçe Başkanlığı olarak siyaseti sadece seçim dönemlerinde yapılan bir faaliyet olarak görmüyoruz. Mahallelerde, sokakta, esnafın yanında, gençlerin arasında ve sivil toplumla sürekli temas halinde olmaya çalışıyoruz. Çünkü vatandaşın beklentisini anlamadan siyaset yapılabileceğine inanmıyoruz.

Yerel yönetimlerle ilişkimiz de bu anlayış üzerine kurulu. Yapılan her işi eleştiren bir yaklaşımın da, yapılan hiçbir işi eleştirmeyen bir anlayışın da Kadıköy’e fayda sağlamayacağını düşünüyoruz. Doğru yapılan işleri takdir etmek, eksik kalan alanlarda ise çözüm önerileri ortaya koymak gerektiğine inanıyoruz.

Özellikle deprem hazırlığı, kentsel dönüşüm, ulaşım, otopark, yeşil alanların korunması, gençlerin sosyal yaşam alanları ve esnafın yaşadığı ekonomik zorluklar önümüzdeki dönemde Kadıköy’ün en önemli gündem maddeleri olacaktır. Biz de bu başlıklarda yalnızca eleştiren değil, üreten ve katkı sunan bir siyasi anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz.

Soru: Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Türkiye bugün yalnızca ekonomik sorunlarla mücadele etmiyor. Aynı zamanda ciddi bir güven ve gelecek beklentisi problemiyle karşı karşıya.

Vatandaşlarımızla konuştuğumuzda yalnızca hayat pahalılığını, kiraları veya faturaları konuşmuyoruz. İnsanlar çocuklarının geleceğini, adalet sistemine olan güveni, devlet kurumlarının işleyişini, eğitim sistemini ve ülkenin uzun vadeli yönünü de sorguluyor.

Toplumun geniş kesimlerinde bir yorgunluk hissediliyor. Sürekli krizlerle yaşayan, sürekli yeni tartışmaların içine sürüklenen bir ülke görüntüsü var. Oysa Türkiye’nin artık günü kurtaran politikalardan çıkıp uzun vadeli devlet aklına dönmeye ihtiyacı bulunuyor.

Biz İYİ Parti olarak Türkiye’nin yeniden liyakat esaslı bir yönetim anlayışına, güçlü kurumlara, hukukun üstünlüğüne ve ortak milli hedeflere yönelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü güçlü devlet, güçlü ekonomi ve güçlü demokrasi birbirinden bağımsız değildir. Bunlar aynı bütünün parçalarıdır.

Soru:CHP’de yaşanan kurultay ve mutlak butlan tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Öncelikle şunu ifade etmek isterim; hiçbir siyasi partinin iç işlerine müdahale etmeyi doğru bulmayız. Hangi partinin genel başkanı olacağına ya da hangi yönetim anlayışını tercih edeceğine o partinin üyeleri ve delegeleri karar verir.

Ancak CHP’de yaşanan süreç artık yalnızca bir parti içi tartışma olmaktan çıkmıştır. Çünkü Türkiye’nin ana muhalefet partisi etrafında oluşan belirsizlik doğrudan ülke siyasetini de etkiliyor.

Vatandaş bugün geçim sıkıntısıyla mücadele ederken, gençler iş ve gelecek kaygısı yaşarken, emekliler ay sonunu nasıl getireceğini düşünürken, muhalefetin önemli bir bölümünün aylarını kurultay tartışmalarıyla geçirmesi doğal olarak toplumda soru işaretleri oluşturuyor.

Muhalefetin görevi kendi içine kapanmak değil, milletin sorunlarına çözüm üretmektir. Türkiye’nin ihtiyacı isim tartışmaları değil; vizyon tartışmalarıdır. Kimin koltukta oturacağından çok, Türkiye’nin nasıl yönetileceğine ilişkin güçlü bir alternatif ortaya koyabilmektir.

Biz bu nedenle enerjimizi başka partilerin iç mücadelelerine değil, milletimizin sorunlarına ve Türkiye’nin geleceğine odaklamayı tercih ediyoruz.

Soru: Yeniden gündeme gelen çözüm süreci tartışmalarına neden itiraz ediyorsunuz?

Cevap: Çünkü Türkiye bu filmi daha önce gördü. Geçmişte “barış”, “çözüm”, “kardeşlik” gibi son derece kıymetli kavramlar üzerinden yürütülen süreçlerin sonunda ülkemizin nasıl bir güvenlik riskiyle karşı karşıya kaldığını hep birlikte yaşadık. Milletimizin hafızası oldukça güçlüdür ve yaşananları unutmuş değildir.

Elbette bu ülkede herkes eşit vatandaşlık hakkına sahiptir. Elbette herkesin hukuk önünde eşit olduğu, özgürlüklerin güvence altında bulunduğu bir Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Buna kimsenin itirazı yoktur.

Ancak terörle mücadele başka bir şeydir, demokratikleşme başka bir şeydir. Terör örgütleriyle yürütülen süreçlerin demokrasiye hizmet ettiğini söylemek mümkün değildir. Demokrasinin adresi Meclis’tir, hukuk devletidir, milli iradenin temsil edildiği kurumlardır.

Biz kardeşliğe karşı değiliz. Tam tersine bu milletin kardeşliğini savunuyoruz. Ancak Türk milletinin ortak kimliğini, devletimizin üniter yapısını ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açan her girişime de karşı duruyoruz.

Bugün toplumun çok farklı kesimlerinde bu konuda ciddi bir hassasiyet oluştuğunu görüyoruz. Bu hassasiyet herhangi bir siyasi partinin değil, milletimizin ortak hassasiyetidir.

Soru: Bu çerçevede 27 Haziran’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek buluşmanın önemi nedir?

Cevap: 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek buluşmayı sıradan bir siyasi miting olarak değerlendirmiyoruz.

Çünkü burada verilmek istenen mesaj bir partiye ait değil, milletin ortak vicdanına ait bir mesajdır.

Bu nedenle çok bilinçli bir tercih yapıyoruz. Meydanda parti bayrakları değil, Türk bayrakları olacak. Çünkü o gün orada konuşulacak mesele herhangi bir partinin siyasi geleceği değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak geleceğidir.

Biz vatandaşlarımızı İYİ Parti’ye destek vermeye çağırmıyoruz. Biz vatandaşlarımızı Cumhuriyet’e sahip çıkmaya, milli birliğe sahip çıkmaya, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya ve Türkiye’nin geleceği konusunda ses vermeye çağırıyoruz.

Tandoğan Meydanı Türk siyasi tarihinin hafızasında önemli bir yere sahiptir. Milletin sözünü doğrudan söylediği, iradesini güçlü şekilde ortaya koyduğu meydanlardan biridir. 27 Haziran’da da o meydandan yükselecek ses; ayrışmanın değil birlikteliğin, kutuplaşmanın değil dayanışmanın, pazarlıkların değil millet iradesinin sesi olacaktır.

Biz Kadıköy’den Ankara’ya yalnızca insanlar götürmeyeceğiz. Kadıköy’ün Cumhuriyetçi birikimini, demokrasiye olan inancını, milli konulardaki hassasiyetini ve Türkiye’ye sahip çıkma iradesini taşıyacağız.

Bugün siyasi görüşü ne olursa olsun, Türkiye’nin birliğini, Cumhuriyet’in değerlerini ve milletimizin ortak geleceğini önemseyen herkesi ay yıldızlı bayrağımızla bu tarihi buluşmaya davet ediyoruz.

Çünkü bazı günler vardır; orada bulunmak yalnızca siyasi bir tercih değil, tarihe karşı bir sorumluluktur. 27 Haziran’ın da böyle bir gün olacağına inanıyoruz.