Toplumun küçük yapı birlikleri olan ailede kişilerin devam nesli gözlemlendiğinde travmalara bağlı değişimler görüldüğü gibi benzer aktarımlar da söz konusu olabilmektedir. Bir diğer değişle bireylerin psikolojik ve yetiştirme tarzı açısından aynı kişiliklere bürünmeleri kaçınılmazdır.
Reha Erdem’in 5 Vakit filminin özüne odaklanıldığında, filmdeki bütün aile bireyleri ne kadar karşılaştıkları eylemlerden rahatsız da olsalar kendi çocuklarına aynı olumlu/olumsuz davranışları sergileyebilmektedir. Kimi ebeveyn kıymet ve vicdan olgularının dengesini kurup buna göre bir yaklaşım sergileyebilirken , (Yıldız’ın babası Yusuf ) kimisi içindeki geçmişten biriken hatta hâlâ süregelen bu nefreti (Zekeriya’nın babası), çocuğuna benzer oranda kusabilmektedir (Yakup’un babası Zekeriya). Aynı şekilde anne karakteri çocuklarına benzer yaklaşımda bulunmaktadır.
Bu yaklaşımlar bireylerin üzerinde rahatsızlık yaratmaktadır. Ebeveynler kendi babalarıyla problem yaşadıklarında duygusal etkiye girmekte ve yetersiz de olsa bir empati duygusuna sahip olmaktadır. Ayrıca çocukları arasında bir ayrım gerçekleştirmektedir. Bu terazinin ne kadar dengesiz olduğunu, bir yandan empati yapıp diğer yandan da rahatsızlık duygusunu cezalandırma yöntemi kullanarak yanıtladığının gerçeğidir.
Bütüne varıldığında filmdeki babaların, çocuklarına aynı eziyeti gerçekleştirirken kendi yaralarının hâlâ açık olduğu aşikârdır. Yani bireyler kendi yaralarını mutlak ve daim hissettikleri için buna bir sığınma, yararlanma olarak bakarlar. Daha basit bir anlatımla ebeveynler yanlış olanı farkındadır fakat aynı yanlış onlara da yapıldığı için bu onları masum kılmaktadır. Freud’a göre bu tarz karşılamalar, yansıtma (projeksiyon) yaklaşımıyla birlikte kişinin yaşadığı öfke, şüphe, korku, güvensizlik ve sevgi gibi duyguları diğer bireylere yükleme gayretidir.
Filmde ebeveynler ailelerinden gördükleri her türlü olumsuzluğu uygulamakta ve bilinçlerinde bunları savunma mekanizmasına dönüştürüp yansıtmaya başlamaktadırlar. Arthur J. Clark bu durumu Freud’dan esinlenerek şöyle tanımlamıştır: Ebeveynlerin kabul edilemeyen bir davranışı kendi ailelerine yükleyerek bütün rahatsızlıklardan kurtulma eylemi gerçekleştirmeye ve vicdanını rahatlatmaya çalışmaktadır.
Psikolojide projeksiyon kavramı bağlamında 5 Vakit filminin özünü yansıtan sahne Ömer ve Yakup’un avcının vurduğu kuşu kaçırdıktan sonra pişirip yemeye yeltendikleri kısım olarak gösterilmektedir. Sahnede Yakup yaptıklarının günah olup olmadığını sorar ve buna karşılık olarak Ömer avcının yaptığının daha günah olduğunu savunur. Bu doğrultuda yapılan yanlış belirgindir fakat Ömer yansıtma (projeksiyon) algısına kapılarak, bu kadarcık kuş vurulur mu düşüncesiyle vicdanlarını rahatlatmaya çalışır. Ebeveynler kendi yanlışlarının karşılığını hep zarar olarak aldığı gibi (Ömer’in babasını öldürme çabası örneği) çocuklar da kuşun tadına baktıktan sonra beğenmeyerek aynı zararı görmüşlerdir.
Ömer Kırmızı
Kaynakça
Talbutt, l. C. & ersever, ö. H. (1992).
Psikolojik danışmada savunma mekanizmalarının tanınması ve şekillendirilmesi . Ankara university journal of faculty of educational sciences (jfes) , 25 (2) , 583-584 .