Koşuyolu Kalp Hastanesi arazisi tartışması
Anadolu Yakası’nda devam eden çevre davaları ve kamusal alanlara ilişkin tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Çevre davalarıyla tanınan Onur Cingil, Kadıköy ve çevresinde süren hukuki süreçleri değerlendirdi.
Koşuyolu’ndaki hastane arazisine ilişkin konuşan Cingil, 17 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla 27 ilde 55 kamusal alanın Özelleştirme İdaresi’ne devredildiğini ifade etti. Bu karar kapsamında söz konusu alanların satış, kiralama ve tahsis gibi yöntemlerle elden çıkarılmasının önünün açıldığını belirtti. İstanbul’daki dikkat çeken alanlardan birinin de Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi arazisi olduğunu söyledi. Aynı listede Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi arazisi ile Merdivenköy’deki sağlık ocağı alanının da yer aldığını dile getirdi.

Bu alanların büyük bölümünün sağlık hizmetine ayrılmış yerler olduğuna dikkat çeken Cingil, söz konusu kararın kamu yararı açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu belirtti. 21 dönümlük Koşuyolu arazisinin yalnızca bir arsa olmadığını ifade eden Cingil, burada tescilli binalar ve anıt ağaçların bulunduğunu, dolayısıyla alanın hem doğal hem de kültürel miras niteliği taşıdığını söyledi.
Cingil, bu tür alanların elden çıkarılmasının Anayasa’nın çevreyi korumaya ilişkin 56’ncı ve kültür varlıklarını korumaya ilişkin 63’üncü maddeleriyle çelişebileceğini ifade etti. Kamu malının kamunun elinde kalmasının esas olduğunu vurgulayan Cingil, olası bir yapılaşmanın bölgedeki çevre dengesini bozabileceğini, trafik ve nüfus yoğunluğunu artırabileceğini dile getirdi.
Koşuyolu’nun merkezinde yer alan bu alanın aynı zamanda deprem toplanma alanı niteliği taşıdığını belirten Cingil, bölge halkı için nefes alınabilecek nadir boşluklardan biri olduğunu söyledi. Ayrıca söz konusu hastanenin Türkiye’de ilk kalp naklinin gerçekleştirildiği yer olması nedeniyle kent hafızası açısından özel bir anlam taşıdığını ifade etti.
Cingil, tüm bu gerekçeler doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı kararının iptali için Danıştay nezdinde dava açtıklarını ve sürecin 13. Daire’de devam ettiğini belirtti.
Kalamış Marina projesine ÇED itirazı
Kalamış Marina’nın büyütülmesine yönelik projeye ilişkin de açıklamalarda bulunan Cingil, Fenerbahçe Kalamış Marina sürecinin uzun süredir tartışmalı olduğunu ifade etti. Marina alanının genişletilmesine yönelik ihalenin kamuoyunda çeşitli soru işaretleri yarattığını belirtti.
İhalenin Koç Holding bünyesindeki şirkete verilmesinin tartışmalara neden olduğunu dile getiren Cingil, sürecin şeffaflığına ilişkin eleştirilerin gündeme geldiğini söyledi. Ayrıca ÇED toplantısının Fenerbahçe Spor Kulübü tesislerinde yapılmasının da hukuk devleti ilkeleri açısından tartışmalı bulunduğunu ifade etti.
Bölgenin 2. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanı kapsamında yer aldığını hatırlatan Cingil, bu özellikleriyle korunması gereken bir alan olduğunu belirtti. Projeye verilen “ÇED olumlu” kararına karşı dava açtıklarını ifade eden Cingil, bu kararın hem teknik hem de hukuki açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.
Projenin hayata geçirilmesi halinde yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel etkiler doğuracağını belirten Cingil, bölgenin bir marina alanından öte bir yaşam alanı olduğuna dikkat çekti. Süreç kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesinin beklendiğini ifade etti.

Erenköy İl Tarım arazisi için imar davası
Erenköy’de bulunan İl Tarım arazisine yönelik plan değişikliğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Cingil, alanda yapılan imar artışının kamuoyuna depreme dayanıklılık gerekçesiyle sunulduğunu ifade etti. Ancak bu değişikliğin esas amacının arazinin yapılaşmaya açılması olduğunu düşündüklerini belirtti.
Bu nedenle konuyu yargıya taşıdıklarını dile getiren Cingil, yapılan keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunun davacı taraf lehine sonuçlandığını söyledi. Bu gelişmenin, planların iptali yönünde önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Cingil, söz konusu davaların yalnızca belirli alanları değil, Kadıköy başta olmak üzere Anadolu Yakası’nın genel yaşam kalitesini ve çevresel dengesini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Bu süreçlerin kent hakkı, çevre hakkı ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Son olarak Cingil, yürütülen hukuki mücadelenin yalnızca dava süreçleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir bilinç ve katılım gerektirdiğini belirtti. Kamuoyunun desteğinin bu süreçlerde belirleyici olacağını dile getirdi.


Tesekkür ederim emekleriniz için.Umudumuz var.
Güzel günler görecegiz ,bahar eninde sonunda gelecek
Tesekkür ederim emekleriniz için.Umudumuz var.
Güzel günler görecegiz ,bahar eninde sonunda gelecek